- 1Ondokuz Mayis Üniversitesi Tip Fakültesi, Göz Hastaliklari Anabilim Dali, Samsun, Türkiye
- 2Erzincan Üniversitesi, Mengücek Gazi Egitim Ve Arastirma Hastanesi, Erzincan, Türkiye
Corresponding Author: Gebeligin son periyodunda okuler gelisim hiz kazanir ve dogum agirligiyla oküler biyometrik parametreler pozitif lineer korelasyon göstermektedir.16-17 Dogumdaki bedensel boyutlar, intrauterin gelisim ve büyümenin bir göstergesi sayilabilir. Daha önce yapilan çalismalarda dogum agirligi ile gözün aksiyel uzunlugu arasinda pozitif bir iliski oldugu bildirilmistir.1,18 Dogum agirligi arttikça aksiyel uzunlukta artis oldugu; korneanin ise emetropizasyon için daha düz kalarak bu durumu kompanze ettigi gösterilmistir.1-18 Çalismamizda da dogum agirligiyla aksiyel uzunluk arasinda pozitif iliski oldugu görülmektedir. Çalismamizda; dogumsal parametrelerin biyometrik özellikler üzerindeki bu etkileri disinda, OKT ile elde edilen RSLT, makula ve optik disk parametreleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmistir. Literatürde bu amaçla yapilmis çok az çalisma mevcuttur. Bunlardan biri Wang ve arkadaslarinin 2006 yilinda yayinladiklari ve 1765 çocugun incelendigi çalismadir.12 Wang ve ark.12, dogum agirligi ve dogum haftasinin çocuklarin OKT bulgularina olan etkilerini inceleyen çalismalarinda, dogum agirligi arttikça, iç ve dis makula segment kalinliklarinda artis oldugu ve santral makula kalinliginin etkilenmedigini belirlemislerdir. Ayrica 37 haftadan önce doganlarin santral makulalari miadinda dogan çocuklarinkinden daha kalin bulunmustur.12 Daha önce prematüre dogan bebeklerde OKT ile yapilan çalismalarda; fovea ve santral makuler kalinligin, miadinda dogan bebeklere nazaran daha kalin oldugu tespit edilmistir.19-20 Akerblom ve ark.21, 2011 yilinda yayinladiklari çalismalarinda; benzer olarak santral makulanin prematüre dogan çocuklarda daha kalin oldugunu buldular. Son olarak Tariq ve ark.13 2011 yilinda duyurduklari çalismalarinda; 12 yasindaki saglikli çocuklari OKT ile incelediler ve düsük dogum agirligi ile dogan çocuklarin, normal kiloda dogan çocuklara göre daha kalin fovea ve santral makula kalinligina sahip oldugunu tespit ettiler. Tespit ettikleri bu iliskinin aslinda kilonun direkt etkisi olmayip gestasyonel yasin makula kalinligi üzerindeki etkisi sonucu ortaya çiktigini bildirmislerdir.13 Santral retina, periferal retinadan daha sonra maturasyonunu tamamladigi için, postnatal dönemde prematur dogan çocuklarda santral makula, çevresel etkilere daha çok hasastir.22,23 Normal foveal gelisim esnasinda koni hücre nukleuslari ve bipolar hücreler, koni hücre dis segmentinden uzaklasarak göç ederler ve bu hücre göçü, normal foveal depresyonun olusumunu saglar.24 Prematürelerdeki fovea ve santral makula kalinlik artisinin; bu hücre göçü esnasindaki defekt sonucu ortaya çiktigi düsünülmektedir.13 Çalismamizda, dogum haftasi ile makula parametreleri arasinda negatif zayif bir iliski mevcuttu. Dogum haftasi ile olan bu iliskinin istatistiksel olarak anlamlilik gösterdigi parametreler, superior ve temporal iç segment kalinliklariydi. Dogum agirligi ve tüm makula parametreleri arasinda -fovea ve santral kalinlik disinda- istatistiksel olarak anlamli olmayan negatif bir iliski mevcuttu. Dogum agirligi ile istatistiksel olarak anlamli iliski gösteren tek parametre superior dis segment kalinligiydi. Santral makula ve fovea kalinligi ile dogum agirligi arasinda istatistiksel olarak anlamli olmayan pozitif bir korelasyon mevcuttu. Dogum agirliklariyla aksiyel uzunluklari arasinda orta düzeyde pozitif bir iliski bulunmaktaydi ve beklenildigi gibi çalismamizdaki çocuklarin dogum haftalari arttikça dogum agirliklari da artis göstermekteydi. Dolayisiyla çalismamizdaki çocuklarin dogum agirliklari ve makula parametreleri arasindaki negatif iliskinin, aslinda aksiyel uzunlugun dolayli etkisi sonucu ortaya çiktigi düsünülmektedir. Çünkü El Dairi ve ark.25, 2009 yilinda yaptiklari çalismalarinda; beyaz çocuklarda aksiyel uzunluktaki her 1mm’lik artis için dis makuler kalinlik ortalamasinda 5µm’lik incelme oldugunu tespit etmislerdir. Ayrica çalismamizdaki 111 çocugun 84’ünün (%75) dogum haftasi, 38 hafta ve üzerinde oldugu için; term ve preterm çocuklar arasindaki anlamli farkliliklarin degerlendirilmesi açisindan yetersiz görülmektedir. Sezaryen ve normal yolla doganlar arasinda istatistiksel olarak anlamli farklilik gösteren makula parametreleri; foveal kalinlik, santral ve iç temporal segment makula kalinligiydi (Tablo 4 ve Sekil 1). Aksiyel uzunluk ve dogum agirligi ile pozitif iliski gösteren fovea ve santral makula kalinligi parametrelerinin, sezaryen ve normal grup arasinda anlamli farklilik göstermesi; her iki grup arasinda aksiyel uzunluk ve dogum agirligi arasindaki farka bagli olabilecegi düsünülebilir. Doguma ait özelliklerin RSLT kalinligi ile iliskisinin incelendigi iki çalismadan biri Wang ve arkadaslarinin çalismasidir.12 Çalismada; dogum kilosu ve dogumdaki kafa çevresi uzunlugu ile ortalama RSLT kalinligi arasinda pozitif bir iliskinin oldugu tespit edilmistir. Dogum haftasi ile RSLT arasinda anlamli bir iliski saptanmamistir.12 Tariq ve ark.13 12 yasinda 1756 saglikli çocukla yaptiklari çalismalarinda da dogum kilosu ile ortalama RSLT kalinligi arasinda pozitif iliski oldugunu tespit etmislerdir. Bizim çalismamizda, dogum haftasi ile tüm RSLT kalinliklari arasinda zayif bir negatif iliski mevcuttu. Fakat sadece T-RSLT ve I-RSLT ile olan iliski istatistiksel olarak anlamliydi. Tüm RSLT kalinlik parametreleri ile dogum agirligi arasinda yine negatif bir iliski mevcuttu. Fakat dogum agirligi ile istatistiksel olarak anlamli iliski sadece T-RSLT, I-RSLT ve Ort-RSLT kalinliklari arasinda bulunmaktaydi. Çalismamizda; literaturdeki benzer çalismalarin aksine, dogum agirligi ve dogum haftasi ile RSLT kalinliklari arasinda negatif iliski tespit edilmesi; aksiyel uzunlugun etkisine bagli olabilir. Ayrica kullanilan Stratus OKT cihaz yazilimlarinin çalismalar arasinda farklilik gösterebildigi de akilda tutulmalidir. Çalismamizdaki çocuklarin dogum agirliklari arttikça, aksiyel uzunluklarinin arttigi ve refraksiyonlarinin daha miyop olma egilimine girdigi görülmektedir. Çocuklarda yapilan birçok çalismada aksiyel uzunluk ile RSLT kalinligi arasinda anlamli negatif iliski gösterilmistir.25-28 Ayrica Wang12 ve Tariq13 çalismalarinda çogunlugu beyaz olmak üzere degisik irklara ait çocuklari incelemislerdir. Irksal farkliliklarin RSLT kalinliklarinda da farklilik olusturabildigi bilinmektedir25,26 ve bu nedenle saglikli analiz için her irk kendi içinde degerlendirilmelidir. Dogum sekli açisindan RSLT kalinlik parametreleri karsilastirildiginda, normal yolla dünyaya gelen çocuklar ile sezaryen ile doganlarin, RSLT kalinliklari açisindan aralarinda istatistiksel olarak anlamli farklilik saptanmamaktadir (Sekil 1). Gruplar arasinda aksiyel uzunluk açisindan anlamli farklilik olmasina ragmen, anlamli RSLT kalinlik farkinin ortaya çikmamasi; gruplar arasinda yeterli aksiyel uzunluk farkinin bulunmamasindan kaynaklanabilir. Çünkü çocuklarda 2009 yilinda yapilan çalismalarinda El-Dairi ve ark.25, beyaz çocuklarda aksiyel uzunluktaki her 1mm’lik artis için ortalama RSLT kalinliginda 2,6µm azalma oldugunu göstermislerdir. Çalismamizda, iki grup arasindaki aksiyel uzunluk farki ortalama 0,3mm oldugu için, gruplar arasinda RSLT kalinlik farkinin ortaya çikmamasi bu nedene baglanabilir. Dogum parametrelerinin, optik disk parametreleri ile olan iliskisinin arastirildigi, 12 yasindaki 2353 saglikli çocugun katilimiyla gerçeklestirilen çalismada; Samarawickrama ve ark.14 düsük dogum agirligi olan, dogumdaki boyunun ve bas çevresinin kisa oldugu bireylerde daha yüksek C/D orani tespit etmislerdir. Bu iliskiler, dogum haftasi 33 haftadan düsük olan bireylerde tespit edilmemistir. Ayrica dogum agirligi arttikça vertikal optik disk çapinin arttigi görülmüstür.14 Çalismamizda; dogum agirligi ile disk alani arasinda zayif negatif iliski mevcutken; C/D alan orani ve horizontal C/D parametreleri arasinda zayif pozitif korelasyon bulunmaktaydi ve bu iliskiler istatistiksel olarak anlamliydi. Ayrica dogum haftasi ve aksiyel uzunluk ile optik disk parametreleri arasinda anlamli bir iliski saptanmamistir. Daha önce yapilan çalismalarda aksiyel uzunluk ve optik disk alani arasinda pozitif iliski oldugu bilinmektedir.25,29 Çalismamizda, aksiyel uzunluk ile optik disk parametreleri arasinda anlamli iliskinin saptanmamis olmasi ve dogum agirligiyla optik disk parametreleri arasindaki iliskinin Samarawickrama ve ark.14 çalismasindan farkli tespit edilmis olmasi; irk ve yas gibi özelliklerin örneklemler arasinda farklilik göstermesinden kaynaklaniyor olabilir. Çünkü Hyunh ve ark.29 1765 saglikli çocukla yaptiklari çalismalarinda optik disk ve cup alaninin irklar arasinda farklilik gösterdigini bildirmistir. Dogum sekli açisindan bakildiginda çalismamizda; sadece disk alani açisindan, sezaryenle ve normal yolla dünyaya gelen çocuklar arasinda anlamli farklilik bulunmustur (p=0,034). Makula ve RSLT kalinligi analizinde sezaryen ve normal grup arasindaki mevcut farkliliklarin, gruplar arasi aksiyel uzunluk farkindan ortaya çikabilecegi düsünülürken; optik disk parametreleri ile aksiyel uzunluk arasinda herhangi bir anlamli iliski olmamasi, disk alani ile dogum sekli arasinda direkt etki olabilecegi düsüncesini akla getirmektedir. Gruplar arasinda disk alani açisindan olusan bu farkliligin; istatistiksel olarak anlamli olmasa da gestasyonel yas ile ilgili olabilecegi düsünülebilir. Çünkü normal yolla doganlarin disk alani ve dogum haftalari –istatistiksel olarak anlamli olmasa da- sezaryen ile doganlardan daha büyüktür. Bu da ayni fovea ve santral makuler kalinlikta oldugu gibi intrauterin geçirilen her haftanin optik disk gelisiminde olumlu etki olusturabilecegini düsündürmektedir. Çünkü -istatistiksel olarak anlamli olmasa da- sezaryen ile doganlarin cup\\disk oranlari normal yolla doganlardan minimal fazladir. Istatistiksel olarak anlamli olmayan bu durumlar örneklemin genisletilmesi ile istatistiksel olarak anlamlilik kazanabilir. Bu nedenle iliskilerin aydinliga kavusturulabilmesi için daha genis örneklemli ve OKT ile uzun süreli takip yapilan çalismalara ihtiyaç vardir. Özellikle glokom için tani ve takipte önemli bir yeri olan optik disk parametreleri üzerinde etkisi oldugu düsünülen dogumsal faktörlerin, ilerleyen yaslarda glokom gelisimi açisindan çocuga belirli riskler yükleyebilme ihtimali de arastirilmaya deger bir konudur. Üç ve alti yaslari arasindaki saglikli çocuklarda yapilan çalismamizda; optik disk, makula ve RSLT kalinlik parametreleri ile dogum agirligi, dogum haftasi ve dogum sekli gibi dogumsal özellikler arasindaki iliski incelenmistir. Dogum agirliginin makula ve RSLT kalinlik degerleri üzerindeki etkisinin, aslinda dogum agirligi ile aksiyel uzunluk arasindaki pozitif iliski sonucu aksiyel uzunlugun bu parametreler üzerindeki dolayli etkisi oldugunu düsündürmektedir. Ayrica normal yolla doganlarin optik disklerinin sezaryen ile dünyaya gelenlerden daha büyük olmasi ve bu farkin farkli etkenler disinda ortaya çikmasi arastirilmasi gereken bir konu olarak göze çarpmaktadir. Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Volkan Yeter, Erzincan Üniversitesi, Mengücek Gazi Egitim ve Arastirma Hastanesi, Erzincan, Türkiye Tel.: +90 446 212 22 22 Gsm: +90 505 271 28 97 E-posta: dr.volkanyeter@gmail.com Gelis Tarihi/Received: 22.12.2011 Kabul Tarihi/Accepted: 22.08.2012
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 (CC BY-NC-ND) International License.
CC BY-NC-ND — Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 InternationalThe statements, opinions, and data contained in articles published in this journal are solely those of the individual author(s) and contributor(s) and do not necessarily reflect the views of the journal, its editors, editorial board, owner, or Galenos Publishing House.
Neither the journal nor Galenos Publishing House endorses or recommends any commercial product, process, service, institution, or organization that may be mentioned or advertised in the journal. The publication of advertisements, product information, or links to external websites does not constitute endorsement or approval by the journal or the publisher.
The journal, its editors, editorial board, owner, and Galenos Publishing House make reasonable efforts to ensure the accuracy and integrity of published content; however, they cannot be held responsible for errors, omissions, or any consequences arising from the use of information contained in the journal, to the extent permitted by applicable law.
Information published in the journal is intended for scientific and educational purposes and should not be considered a substitute for professional medical advice, diagnosis, or treatment. Readers should consult appropriately qualified healthcare professionals regarding individual medical conditions or treatment decisions.
External links are provided for informational convenience only. The journal and Galenos Publishing House are not responsible for the availability, accuracy, content, privacy practices, or policies of external websites.