- 1Yüzüncü Yil Üniversitesi Tip Fakültesi, Göz Hastaliklari Anabilim Dali, Van, Türkiye
- 2Çanakkale Devlet Hastanesi, Göz Klinigi, Çanakkale, Türkiye
Corresponding Author: Çocukluk çagi göz sagligi taramalari, farkli yönleri ile degerlendirilmesi gereken karmasik bir konudur. Bu konuda en önemli husus, önlenebilir ve tedavi edilebilir hastaliklar nedeniyle ömür boyu görme kaybi ile yasama zorunlulugu olusmasidir. “Tüm çocuklar tam bir göz muayenesi olmalidir”seklindeki bir yaklasimin, polikliniklerde ek muayene yüküne neden olacagi düsünülebilir. Saglik finansmani saglayan kurumlar, tüm çocuklarin göz muayenesi olmasina yönelik talepleri maliyetli bulabilirler. Fakat kisa süreli göz muayeneleri ve kamuoyunun dogru yönlendirilmesi ile önemli görme kaybi olusturacak birçok tablonun önüne geçilebilir. Görme kaybi ile geçirilen hayatin kamu ve aileye getirdigi maddi, manevi güçlükler konu ile ilgili kararlarda mutlaka dikkate alinmalidir. Konuya maliyet yaninda yasam kalitesi ve insani açilardan bakildiginda, tarama programlarinin öncelikli olarak baslatilmasi gerekliligi ortaya çikmaktadir. Çocuk göz sagligi taramalarinin çocuk ve aile hekimleri veya hemsire, teknisyenler araciligi ile yapildigiülkelerde, taramalarin yeterince yararli olmadigi sonuçlarina varilabilmektedir. 6,10 Göz hekimi disi meslek mensuplari tarafindan yapilan göz taramalarinin, hasta olan ve olmayanlari ayirt etme basarisinin düsük olmasi beklenebilecek bir sonuçtur. Basari orani düsük taramalarin yararliliginin sorgulanmasi da dogaldir. Bu taramalarin basarili hale getirilmesinin en gerçekçi yolu, göz hekiminin henüz koopere olmayan çocuklara uyarlanmissekilde göz muayenesi uygulamasidir. Bu muayene kisa sürede ve düsük maliyetle “binoküler skiaskopi” ve oftalmoskopi ile uygulanabilir. Bu yöntem, hastanelerde halen var olan imkânlar ile uygulanabilecegi için ek cihaz maliyeti de olusturmayacaktir. Yaklasik 75-100 cm. mesafeden, gözün yatay ve dikey eksenleri her iki gözde skiaskopinin çizgisel isigi ile taranir (Resim 2). Isik yatay iken her iki göz ayni anda taranabildigi için, yansimadaki sekil bozukluklari ve asimetri kolaylikla fark edilebilir. Daha sonra isik dikey hale getirilerek art arda, iki göz taranir; optik ortamda opasite ve yansima farkliliklari saptananlara biyomikroskopi ve ayrintili skiaskopi uygulanabilir. “Binoküler skiaskopi” sonrasinda direkt veya varsa indirekt oftalmoskopi ile fundus muayenesi yapilabilir. Sadece bu iki cihaz ile tam göz muayenesine yakin bir uygulama gerçeklestirilmis olur ve hem kirma durumu ve ortam opasifikasyonlari belirlenip; hem de tedavi gerektirir patolojiler ortaya çikarilabilir. Göz bebegi dar olan çocuklara %2,5 fenilefrin ile midriazis saglanarak muayene daha da kolaylastirilabilir. Tüm çocukluk çagi için bir tek tarama yeterli degildir ve farkli yas gruplarinin farkli yöntemler ile taranmasi gerekli olmaktadir (Tablo 1). Ülkemiz kosullarinda ilk taramanin, tercihen 3-6 ay arasinda, binoküler skiaskopi ve oftalmoskopi muayenesi seklinde uygulanmasiönerilebilir. Ikinci tarama testi 1-2 yaslarinda ayni yöntemlerle uygulanabilir. Kres, bakimevi benzeri yerlere devam eden 3-4 yaslarindaki çocuklara ögretmenleri tarafindan E eseli ile görme keskinligi taramasi uygulanabilir. Türk Oftalmoloji Dernegi veya baglantili bir internet sitesinde, bilgisayar ortaminda görme keskinligi muayenesinin aileler tarafindan yapilmasi saglanabilir. Böylelikle genis toplum gruplarina göz sagligi taramasi yapilmasi ve ailelerin güvenilir bilgi veren bir kurumun sitesine ulasmasi gerçeklestirilmis olur. Bunun yaninda muayeneye gelen kisilerle gelen her çocuga binoküler skiaskopi ile tarama testi uygulayarak tarama programlarina katki saglanabilir. Uluslar arasi literatürde, göz hekimi disi meslekler için, tarama yöntemi olarak kolay uygulanan ve düsük maliyetli test Brückner/kirmizi yansima testi önerilmektedir.25 Oftalmoskop isigi ile göz yapilari degerlendirildikten sonra; Brückner/kirmizi yansima testi için yaklasik 75-100 cm. mesafeden isik her iki göze ayni anda yönlendirilir. Oftalmoskop gözlem deliginden pupillalardaki kirmizi yansimalar izlenir (Resim 1). Pupil alanindaki iki yansimanin esit parlaklikta, benzer ve simetrik olmasi beklenir. Yansimalarin görülememesi durumunda fenilefrin ( %2,5) ile genisletme denenebilir. Bu yöntemin çocuk ve aile hekimleri tarafindan basarili bir sekilde uygulanmasiçok kolay degildir ve bazi vakalarin gözden kaçirilmasi mümkündür. Çocuk/aile hekimi tarafindan “yeterli olmayan bir tarama” sonrasinda gözden kaçan patolojiler nedeniyle, aile, çocuk ve hekimin olumsuz süreçler yasamasi mümkündür. Tarama programlarinda otomatik cihazlarin kullanilmasi da önerilebilmektedir. Iyi egitilmis bir teknisyen tarafindan kullanilabilmesi, kisa sürede çok sayida çocuga uygulanabilmesi gibi avantajlari bulunmaktadir. Buna karsin maliyetleri ve duyarlilik/seçiciliklerinin düsük olabilmesi nedeniyle önemli patolojilerin gözden kaçmasi gibi olumsuz yanlari vardir. Keza teknisyen tarafindan kullanildiginda, aile üzerinde hekimin olusturacagi güven duygusunun eksik olmasi gibi bir dezavantaji da bulunmaktadir. Kullanim kolayligi ve ülkemizdeki yüksek teknoloji ürünü tibbi cihazlara olan ilgi tercih nedeni olabilse de; hastalari belirleme açisindan skiaskopi kadar basarili olmadiklari gösterilmistir.7,26 Otomatik ölçüm/tarama yapan cihazlarin bazi yararlari olsa da, kirma kusuru ve ambliyopi belirleme açisindan altin standart özelligi tasimayan yöntemlerdir ve henüz ekonomisi gelismisülkelerde dahi yaygin olarak kullanilmamaktadir.27 Çocuk göz sagligi taramalari açisindan, kirma kusurlari ve buna bagli“ambliyopi” tablosu, Dünya Saglik Örgütü tarama kriterlerini karsilamaktadir. Prevalans/insidansinin yüksek olmasi, kolay uygulanan tani yöntemlerine sahip olmasi ve tedavisinin olmasi gibi özellikler nedeniyle ambliyopi, tarama yapilmasi gereken bir klinik tablodur. Ambliyopi olusturacak patolojilerin, binoküler skiaskopi ile muayenesi asamasinda diger optik ortam ve göz yapisi anormallikleri de fark edilebilir. Sadece binoküler skiaskopi dahi, çocukluk çaginda görme kaybi olusturan birçok tablonun kolaylikla fark edilmesini saglayabilir. Direkt veya indirekt oftalmoskopi ile de fundus patolojilerine tani konabilir. Bu gibi nedenlerle çocuk göz sagligi taramasina yönelik programlarin, ülkemiz saglik kurumlarinda halen var olan imkanlarla yapilmasi mümkündür. Tarama programlarinin baslatilmasi ile konu hakkinda kamuoyunun da dikkati çekilecek ve tarama programlari yayginlasabilecektir. Çocuk göz sagligi açisindan önemli bir konu da, çocuk ve aile hekimlerinin konu ile ilgili bilgilerinin gelistirilmesidir. Çocuk ve aile hekimleri tarafindan yapilacak aile hikâyesi sorgulamasi ile önemli bir grup hastanin, hastaliklarinin erken fark edilmesi mümkün olabilir (Tablo 2). Ülkemiz kosullari için 1. ve 2. derece akraba evliligi ürünüçocuklar, sorunlu hamilelik ve dogumlar, sistemik hastalik ve sendromlu hastalar ile ailede çocukluktan baslayan göz hastaligi hikâyesi olanlarin ilk 3-6 ay içinde göz hekimince tam göz muayenesine tabi tutulmasi için çocuk ve aile hekimlerinin bilgilenmesi saglanmalidir. Çocukluk çagi göz sagligi taramalari, görme kaybi oraninin azaltilmasinda önemli katki saglama potansiyeli tasir. Görme kaybi her yas dönemi için önemli bir sorun olsa da, çocukluk dönemi için daha önemli bir sorundur. Görme kaybi olusan bir çocugun, tüm hayatini bu sekilde geçirecek olmasi, önemli güçlükler ve kayiplar yasamasina neden olacaktir. Basit yöntemler ile arttirilabilecek erken tani orani ile kisinin görsel açidan bagimsiz olacagi görme düzeylerinin saglanmasi mümkündür. Çocuk, aile ve göz hekimleri ile saglik finansmani kurumlarinin bilgi ve duyarliliginin arttirilmasi, Saglik Bakanligi’nin desteginin alinmasiönemli miktarda çocugun, normale yakin görmeye sahip olmasina katki saglayabilir. Bu konudaki çabalar on binlerce çocugun görme engeliligi önleyecegi gibi; göz hekimleri ve saglik sisteminin ülkeye katkilarinin artmasini da saglayacaktir. Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Dogan Ceyhan, Yüzüncü Yil Üniversitesi Tip Fakültesi, Göz Hastaliklari Ana Bilim Dali, Van, Türkiye Gsm: +90 506 596 13 79 E-posta: doganceyhan@yahoo.com Gelis Tarihi/Received: 02.04.2012 Kabul Tarihi/Accepted: 29.08.2012
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 (CC BY-NC-ND) International License.
CC BY-NC-ND — Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 InternationalThe statements, opinions, and data contained in articles published in this journal are solely those of the individual author(s) and contributor(s) and do not necessarily reflect the views of the journal, its editors, editorial board, owner, or Galenos Publishing House.
Neither the journal nor Galenos Publishing House endorses or recommends any commercial product, process, service, institution, or organization that may be mentioned or advertised in the journal. The publication of advertisements, product information, or links to external websites does not constitute endorsement or approval by the journal or the publisher.
The journal, its editors, editorial board, owner, and Galenos Publishing House make reasonable efforts to ensure the accuracy and integrity of published content; however, they cannot be held responsible for errors, omissions, or any consequences arising from the use of information contained in the journal, to the extent permitted by applicable law.
Information published in the journal is intended for scientific and educational purposes and should not be considered a substitute for professional medical advice, diagnosis, or treatment. Readers should consult appropriately qualified healthcare professionals regarding individual medical conditions or treatment decisions.
External links are provided for informational convenience only. The journal and Galenos Publishing House are not responsible for the availability, accuracy, content, privacy practices, or policies of external websites.