Sayın Editör,
PreserFlo® MicroShunt (PMS) implantı (Santen, Miami, ABD) trabekülektomi gibi geleneksel glokom cerrahilerine kıyasla daha yeni bir alternatiftir. PMS, göz içi basıncını (GİB) düşürmede genellikle trabekülektomiye kıyasla daha az etkili olsa da daha az sayıda yeniden müdahale gerektirmesi, ve daha düşük hipotoni riski taşıması gibi güvenlik profili avantajları nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak, PMS’nin uzun dönem başarısı, GİB’de artışa neden olabilen ve cerrahi başarısızlığa yol açan filtrasyon blebindeki fibrozisten etkilenmektedir. Postoperatif iğneleme işlemleri, bleb başarısızlığını gidermek ve bleb fonksiyonunu geri kazandırmak için sıklıkla kullanılmaktadır. PMS implantasyonuna özel ve nadir bir komplikasyonu, iğneleme işlemini takiben ortaya çıkabilen ancak tıbbi literatürde kapsamlı bir şekilde belgelenmemiş olan cihaz dislokasyonudur. Burada, ofis şartlarında yapılan iğneleme işlemi sonrasında PMS dislokasyonu gelişen genç bir olgu sunulmaktadır.
Her iki gözünde ileri evre jüvenil açık açılı glokom öyküsü bulunan 32 yaşındaki erkek hasta, GİB kontrolü amacıyla takip edilmekteydi. Daha önce hastanın sağ gözüne revizyonlu non-penetran derin sklerektomi (NPDS) ve lazer trabeküloplasti, sol gözüne ise NPDS, Ahmed valvi implantasyonu, siklofotokoagülasyon ve revizyon dahil olmak üzere birden fazla cerrahi uygulanmıştı. Maksimum topikal tedaviye rağmen sağ gözde GİB kontrol altına alınamadı. Preoperatif muayenelerde görme keskinliğinin (Snellen ondalık) sağ gözde 0,7 ve sol gözde 0,6 olduğu, GİB değerlerinin ise sırasıyla 40 mmHg ve 15 mmHg olduğu tespit edildi. Her iki gözde de belirgin solukluk ve sinir lifi tabakasında incelme ile karakterize optik sinir hasarı bulgularının yanı sıra ileri düzeyde görme alanı kaybı izlendi ().

Hastanın glokom cerrahisi sonrası gelişen hipotoni retinopatisi öyküsü mevcuttu. Bu nedenle trabekülektomiden kaçınıldı ve sağ göz için ab eksterno PMS implantasyonu tercih edildi. Erken postoperatif dönem sorunsuz seyretti. GİB 9 mmHg olarak ölçüldü ve iyi şekillenmiş bir bleb izlendi (). Ancak, 5. haftada GİB 18 mmHg’ye yükseldi ve ön segment optik koherens tomografide (ÖS-OKT) PMS’nin distal ucu ile Tenon dokusu arasında temas olduğu saptandı (). Distal ucu serbestleştirmek amacıyla ofis şartlarında iğneleme işlemi yapıldı (). İmplantın ucunun görüntülenebilmesi için konjonktivaya bası yapıldı ve PMS kanül kullanılarak lokalize edildi. PMS çevresindeki yapışıklıkları serbestleştirmek amacıyla 30-gauge (G) bir iğne ile yelpaze şeklinde hareketler yapıldı. İşlem sonrasında ÖS-OKT ile PMS’nin ucunun etrafında sıvı görüldü () ve GİB 6 mmHg’ye düştü.



Bir ay sonra GİB 14 mmHg’nin altında seyretti, ancak iğnelemeden 6 hafta sonra hasta ağrı ve blebde düzleşme ile başvurdu. GİB 50 mmHg’ye yükselmişti ve PMS ön kamarada artık izlenemiyordu (). Gonyoskopi ile cihazın yerinde olmadığı doğrulandı (). GİB’i düşürmek amacıyla hastaya topikal tedavi ile oral asetazolamid başlandı ve cerrahi revizyon planlandı. Revizyon cerrahisi sırasında PMS’nin deforme olduğu, sertleştiği ve tamamen posteriora yer değiştirdiği görüldü. Cihaz ön kamaradan dışarı çıkmıştı ve artık sub-Tenon mesafede yer alıyordu. Yer değiştiren PMS çıkarıldı ve eksternal olarak yeni bir PMS implante edildi. Gonyoskopi ile trabeküler ağa uygun şekilde yerleştirildiği doğrulandı ve cihaz 9-0 Prolen sütür ile yönlendirildi (). Erken postoperatif dönem sorunsuz seyretti. Revizyondan 2 ay sonra GİB yaklaşık 16 mmHg seviyesinde stabil seyrederek oküler masaj sonrasında 12 mmHg’ye düştü.


Son birkaç yıldır, subkonjonktival antimetabolit enjeksiyonları ile birlikte veya tek başına yapılan iğneleme işlemi, trabekülektomi ve PMS implantasyonu sonrası gelişen bleb başarısızlığını gidermek için kullanılan standart bir işlem haline gelmiştir. İğneleme, bleb fonksiyonunu geri kazandırmada genellikle başarılı olsa da riskleri de vardır. PMS iğnelemesi sonrası görülen komplikasyonlara ilişkin spesifik çalışmalar olmasa da birkaç olgu sunumunda cerrahi mikroskop altında 26G iğne ile yapılan iğnelemeyi takiben kan reflüsü, endoftalmi ve cihaz dislokasyonu geliştiği bildirilmiştir. Sunulan olgu, ofis şartlarında yapılan bir iğneleme işlemini takiben PMS dislokasyonu geliştiği bildirilen ilk olgudur.
PMS implantasyonu sonrasında iğneleme işleminin yapılmasına yönelik kılavuzlar veya detaylı olarak tanımlanmış teknikler mevcut değildir. Bu olguda cerrah, hümör aköz akışını engelleyen yapışıklıkları serbestleştirmek amacıyla 30G bir iğne kullanarak PMS’nin distal ucunun üstünde ve altında yelpaze şeklinde hareketler yapmıştır. İşlem ofis şartlarında topikal anestezi altında gerçekleştirilmiş ve cerrah PMS’nin yer değiştirdiğini fark etmemiştir. GİB düştükçe cerrah, PMS’nin ön kamaradaki görünürlüğünde meydana gelen değişiklikleri de ayırt edememiştir. PMS’nin birkaç gün boyunca ön kamara ile temas halinde kaldığını, ancak göz kırpma ve diğer göz hareketlerine bağlı olarak nihayetinde ön kamaradan dışarı migrasyon gösterdiğini düşünüyoruz. İlerleyen haftalarda fibrozis drenaj yolunu tıkayarak GİB artışına ve ağrıya yol açmıştır.
Bu olgu, PMS implantasyonu sonrasında iğneleme işlemi yapmanın zorluklarını göstermektedir. Trabekülektominin aksine, PMS implantasyonu blebi gözün daha küçük ve daha posterior bir alanında yer alır. Bu durum, iğne manipülasyonu sırasında dislokasyon olmasından kaçınırken cihazın distal ucunun Tenon dokusundan serbestleştirilmesinde zorluk yaratır. İğneleme işlemini gerçekleştirmeden önce PMS’nin ucunun doğru lokalizasyonda olması kritik öneme sahiptir. İmplant ucunun uygun şekilde görüntülenmesini sağlamak amacıyla Hoskin lensi veya kanül kullanılması ve konjonktivaya bası uygulanması önerilmektedir. Ayrıca, işlemin ameliyathane şartlarında gerçekleştirilmesi, dislokasyon gibi komplikasyonların meydana gelmesi durumunda daha donanımlı bir ortam ve kontrol sağlar.
PMS’nin ön kamara içinde kısmen yer değiştirmesi terapötik etki kaybına yol açmayabilir. Ancak cihaz ön kamaradan tamamen çıkarsa cerrahi işlem başarısız olacaktır. İmplantın tasarımı, drenaj yolu fibrozis ile tıkanana dek hümör aköz drenajının sürmesine olanak sağlamaktadır. Cihaz kısa dönemde işlevsel görünebileceğinden, başarısızlıktaki bu gecikme tanıyı zorlaştırır. PMS ön kamaradan dışarı çıktığında cerrahi revizyon gereklidir.
Sonuç olarak, minimal invaziv glokom implantları glokom yönetiminde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu olgu, bleb fonksiyonunu idame ettirmeye yönelik işlemlerin komplikasyonları olduğunun altını çizmektedir. Tanısı zor olabilen ve implantın ön kamaradan tamamen çıkması durumunda cerrahi başarısızlıkla sonuçlanabilen cihaz dislokasyonunu önlemek için, PMS implantasyonu sonrası iğneleme işlemi sırasında azami özen gösterilmesi esastır.
Dipnotlar
Etik
Hasta Onayı: Yayın için hastadan yazılı bilgilendirilmiş onam alınmıştır.
Yazarlık Katkıları
Cerrahi ve Medikal Uygulama: L.S.V., M.C., Konsept: R.G.R., Dizayn: C.P.A., Veri Toplama veya İşleme: T.G.S., Analiz veya Yorumlama: M.T., Literatür Arama: P.G.V., P.G.B.E., Yazan: R.G.R.
Çıkar Çatışması
Çıkar Çatışması: Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir.
Finansal Destek
Finansal Destek: Çalışmamız için hiçbir kurum ya da kişiden finansal destek alınmamıştır.
Kaynakça
Baker ND, Barnebey HS, Moster MR, Stiles MC, Vold SD, Khatana AK, Flowers BE, Grover DS, Strouthidis NG, Panarelli JF; INN005 Study Group. Ab-externo MicroShunt versus trabeculectomy in primary open-angle glaucoma: one-year results from a 2-year randomized, multicenter study. Ophthalmology. 2021;128:1710-1721.
Khan A, Khan AU. Comparing the safety and efficacy of Preserflo MicroShunt implantation and trabeculectomy for glaucoma: a systematic review and meta-analysis. Acta Ophthalmol. 2024;102:e443-e451.
Governatori L, Oliverio L, Mermoud A, Scampoli A, Sarati F, Carradori A, Catalani R, Monaco C, Caporossi T, Rizzo S. PreserFlo MicroShunt versus trabeculectomy: an updated meta-analysis and systematic review. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol. 2025;263:885-899.
Neubauer J, Suesskind D, Gassel CJ, Nasyrov E, Voykov B. Histopathological findings of failed blebs after microinvasive bleb surgery with the XEN Gel Stent and Preserflo MicroShunt. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol. 2024;262:2977-2984.
Hasan SM, Theilig T, Meller D. Comparison of Bleb Morphology following PRESERFLO® MicroShunt and trabeculectomy using anterior segment OCT. Diagnostics (Basel). 2023;13:3373.
Tanner A, Haddad F, Fajardo-Sanchez J, Nguyen E, Thong KX, Ah-Moye S, Perl N, Abu-Bakra M, Kulkarni A, Trikha S, Lascaratos G, Parnell M, Kailani O, King AJ, Agrawal P, Stead R, Giannouladis K, Rodrigues I, Goyal S, Hysi PG, Lim S, Yu-Wai-Man C. One-year surgical outcomes of the PreserFlo MicroShunt in glaucoma: a multicentre analysis. Br J Ophthalmol. 2023;107:1104-1111.
Cassottana P, Di Mola I, Ferro Desideri L, Vagge A, Cutolo CA, Traverso CE, Iester M. Blood reflux through a PreserFlo MicroShunt device after needling. J Glaucoma. 2022;31:979-981.
Brambati M, Bettin P, Ramoni A, Battista M, Bandello F. A case of endophthalmitis following needling procedure after PRESERFLO® Micro Shunt implantation. Eur J Ophthalmol. 2022;32:NP83-NP86.
Murakami K, Iida M, Shimada A, Ichioka S, Harano A, Tsutsui A, Tanito M. Dislocation of the PreserFlo MicroShunt during a postsurgical needling procedure. Cureus. 2023;15:e47356.


